KTÜ’deki milyarlık ranta ilişkin okur yorumlarını konu alan Günebakış, üç kullanıcının değerlendirmelerine yer verdi. Yorumlarda vakıf üzerinden yürütüldüğü öne sürülen bağış süreci, bir şirketin ortaklık yapısı, şeffaflık ve hukuki-etik konular ele alındı.
Hakan Ş. adlı kullanıcı, kurumun başındaki kişiyle kurum vakfının başındaki kişinin aynı olduğunu öne sürdü. Yorumunda, kurum yöneticisi ile sekreterinin bir iş insanından vakfa bağış adı altında para aldığını iddia etti. İş insanının, sahip olduğu şirketler üzerinden bağışları vergiden düşerken kurum içindeki işletmelerin yüzde 51’inin kendisine vaat edildiğini ileri sürdü.
Hakan Ş., aynı kişinin kurumun inşaat işlerinden kazanç sağladığını ve kurum yöneticisinin sosyal medya açıklamalarına kadar masraflarına sponsor olduğunu da iddia etti. Bağış adıyla yapılan işlemlerin vakıf üzerinden yürütülüp yürütülmediğini ve bunun hukuka uygun olup olmadığını sorguladı. Kampüs ve hastanedeki işletmelerin mevcut sahiplerinin çıkarılıp yerlerine vakıf şirketinde yüzde 51 payı bulunan iş insanının getirilmesinin tekelcilik oluşturup oluşturmayacağını da gündeme taşıdı.
Yorumcu ayrıca kurumun ticari amaçlarla kullanıldığı, kamu kaynakları ve vergilerle ilgili sorunlar bulunduğu ve akademik kariyer yerine iş insanlığına yönelindiği yönünde değerlendirmelerde bulundu. Planın itibarsızlaştığını belirterek Trabzon siyasetinin duruma el koyduğunu ifade etti.
Ali Rıza adlı kullanıcı ise Ali Haydar Baş’a çağrıda bulunarak milyonlarca liralık yatırımlar, yüzde 51 ortaklı şirket ve kamu üniversitesiyle bağlantılı projeler hakkında kamuoyunun soru sormasının meşru olduğunu belirtti. “Bağış” olarak tanımlanan sürecin şartlarının, protokolünün ve mali yapısının açıklanmasını istedi. Yorumunda, tarafların katkılarının, ne elde ettiklerinin ve şirket gelirlerinin nasıl yönetileceğinin belgelerle ortaya konulması gerektiğini savundu.
“Hukuki Ve Etik Konular” başlıklı yorumda ise KTÜ’nün çalışmaların hukuka uygun olduğu yönündeki açıklamasıyla yazarın etik olmadığı değerlendirmesi karşılaştırıldı. Protokol görülmeden yapılan işlemlerin hukuki ve etik niteliğinin nasıl anlaşılabileceği soruldu.

