Piyanist Nazlı Hacıalioğlu, 61Saat ekranlarında yayınlanan Melisalı Sohbetler programında gazeteci Melisa Şener’in sorularını yanıtladı. Müzik eğitiminden yurt dışındaki konserlerine kadar kariyerini anlatan Hacıalioğlu, Trabzonspor sevgisinin çocukluğunda başladığını ve bordo-mavili takımın kendisi için piyano kadar büyük bir tutku olduğunu söyledi.
Piyano eğitiminden yurt dışındaki konserlere
Ankara’da doğup büyüdüğünü belirten Hacıalioğlu, piyano eğitimine 6 yaşında başladığını aktardı. Bilkent’in ardından eğitimini Avusturya’nın Viyana kentinde sürdürdüğünü, daha sonra Paris’e taşındığını anlattı. Piyanist olmayı isteyen ancak bu hayalini gerçekleştiremeyen annesinin kendisini müziğe yönlendirdiğini söyledi. Hacıalioğlu, piyano çalışmalarına Profesör Kamran Gündemir’le başladığını belirtti.
Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın farklı ülkelerinde konserler verdiğini ifade eden Hacıalioğlu, büyükelçiliklerde sahne almanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getirdi. Bu konserlerin yalnızca müzik sunmakla sınırlı olmadığını, Türkiye’yi temsil etme yönü de bulunduğunu söyleyen piyanist, bu görevi gurur verici bulduğunu kaydetti.
Trabzonspor sevgisi çocukluktan geliyor
Trabzon’un kendisinde güçlü duygular uyandırdığını belirten Hacıalioğlu, şehri samimiyet ve aidiyetle bağdaştırdığını, Trabzon insanını sevdiğini söyledi. Trabzon’da konser ya da maç için bulunduğunda heyecanlandığını dile getiren sanatçı, buradan gelen konser tekliflerini farklı ülkelerdeki sahne davetlerinden ayrı bir duyguyla karşıladığını anlattı. İnsanların kendisini tanıması ve sevgi göstermesinin de mutluluğunu artırdığını ifade etti.
Trabzonspor sevgisinin babasından kendisine ve abisine geçtiğini aktaran Hacıalioğlu, çocukluklarında ailece takımın maçlarını izlediklerini söyledi. Abisinin de fanatik bir Trabzonspor taraftarı olduğunu belirten piyanist, bordo-mavili takımın hayatında özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Takımın şampiyonluk döneminde stadyumda piyano çalmasını unutulmaz bir deneyim olarak nitelendirdi. Taraftarlarla aynı duyguyu paylaşmanın kendisi için çok etkileyici olduğunu söyleyen Hacıalioğlu, benzer bir organizasyonda yeniden çalmayı çok istediğini de ekledi.
Trabzonspor maçlarını yurt dışında yaşadığı dönemlerde de takip ettiğini anlatan Hacıalioğlu, Avusturya ve Paris’te kullandığı telefon numaralarının sonunun 61 olduğunu paylaştı. Avusturya hattında bu numarayı almanın kolay olmadığını belirten sanatçı, Paris numarasının da aynı şekilde bittiğini söyledi. Yoğun konser ve eğitim programına rağmen gelişmeleri izlediğini, maçlardan babası aracılığıyla da haberdar olduğunu ifade etti.
Salah, Trabzon ziyaretleri ve beste çalışmaları
Melisa Şener’in Mohamed Salah’ın Trabzonspor’a transferiyle ilgili sorusunu yanıtlayan Hacıalioğlu, haberi ilk okuduğunda buna inanamadığını, gerçekleştiğini öğrenince çok mutlu olduğunu anlattı. Salah’ın taraftarlardan gördüğü ilgi karşısında şaşırdığını düşündüğünü belirten piyanist, bu ilgiyi Trabzonspor’un farkıyla ilişkilendirdi.
Trabzon’a geldiğinde pide yemeyi tercih ettiğini söyleyen Hacıalioğlu, Ankara’da büyüdüğü dönemde babasının kendilerini her hafta pideye götürdüğünü aktardı. Ailelerinin pazar alışkanlığı olan pideyi hâlâ çok sevdiğini ve Trabzon ziyaretlerinde mutlaka yediğini belirtti. Trabzon Meydanı’nda dolaşmaktan ve döner yemekten de hoşlandığını kaydetti.
Trabzonspor için geçmişte bir marş bestelediğini hatırlatan Hacıalioğlu, insanların kendisini bu eserle tanıdığını ve marşın çok yayıldığını söyledi. Daha sonra “Biz Dar Sokaklarında” marşını çalmaya başladığını, melodisinin kendisini etkilediğini ifade etti. Şu an yeni bir çalışma planı olmadığını, daha önce bestelediği eserleri çalmayı sürdürdüğünü belirtti.
Paris ile Trabzon arasında tercih yapması istendiğinde iki şehrin kendisi için farklı anlamları olduğunu söyleyen piyanist, ikisini de sevdiğini dile getirdi. Müzik kariyerine başlamak isteyen gençlere ise piyanoyu zorunluluk olarak görmemeleri, enstrümanı sevmeleri ve düzenli çalışmaları tavsiyesinde bulundu. Hacıalioğlu, yeteneğin yanı sıra disiplinli, odaklı ve emek verilerek sürdürülen çalışmanın önemini vurguladı.

