Trabzonspor, bu sezon başarılı futbol sergileyen iki ekibin mücadelesinde Beşiktaş karşısında net bir galibiyet elde ederek yoluna devam etti. Karşılaşmada Beşiktaş baskılı bir görüntü çizerek çok sayıda pozisyon üretirken, Trabzonspor ise yakaladığı fırsatlardan fazlasını değerlendiremedi. Futbolda oyun üstünlüğü ve baskı tartışmaya açık olsa da tabeladaki skor belirleyici oldu ve daha çok gol atıp kalesinde daha az gol gören taraf sahadan üstün ayrıldı.
Sezon Başlangıcı Ve Geçmişle Benzerlikler
Sezon başında Salah’ın takıma katılması ve Tekke’nin görevi bırakması, 1989-90 sezonundaki gelişmeleri akıllara getirdi. O dönemde de dünyaca tanınan kaleci Jean-Marie Pfaff transfer edilmiş, hazırlıklara Şenol Güneş ile başlanmış ancak kamp sürerken istifa eden Güneş’in yerine Belçikalı çalıştırıcı Urbain Breams getirilmişti. Breams yönetimindeki Trabzonspor kısıtlı bir kadroyla kulüp tarihinin en kaliteli futbollarından birini oynayarak uzun süre ligin zirvesinde kalmış, fakat bilinen etkenler sebebiyle şampiyonluğa ulaşamamıştı. Pfaff ise şehre getirdiği heyecan dışında beklentileri karşılayamayarak hayal kırıklığı yaratmıştı.
Günümüzdeki tabloda ise takımın başında güçlü bir teknik direktör bulunurken Salah’ın durumu Pfaff’tan farklı bir seyir izliyor. Liverpool’daki formunu Trabzonspor’da da sürdüren oyuncu hakkında saygın yorumcular, Avrupa’nın beş büyük liginde halen mücadele edebilecek kapasite ve performansa sahip olduğu yönünde görüş bildiriyor.
Avrupa Hedefi Ve Şampiyonluk Vizyonu
Ülke futbolunda şampiyonluğun yalnızca sahada ortaya konan oyunun kalitesine bağlı olmadığı ifade ediliyor. Bu doğrultuda Trabzonspor’un şampiyonluk gelmese dahi her sezon Avrupa arenasında mutlak surette yer alması ve bu zemini kalıcı biçimde güçlendirmesi gerektiği vurgulanıyor. Kulübün Avrupa’da düzenli varlık göstermesinin, yurt içindeki şampiyonluk yarışını hem daha kolay hem de daha az kritik bir boyuta taşıyacağı değerlendiriliyor.
Deplasman Seyircisi Ve Tribün Dinamikleri
Ülkemizde büyük kulüpler arasındaki maçlarda deplasman tribünü uygulamalarının belirli bir kritere dayanmaksızın değişkenlik gösterdiği görülüyor. Bu karşılaşmada stada alınan az sayıdaki Beşiktaş taraftarının çıkardığı sesin, stadyumu dolduran Trabzonsporlu futbolseverlerin önüne geçmesi camiadaki eski bir sorunu yeniden gündeme getirdi. Bordo-mavili taraftarların iç saha maçlarında takımlarına yeterli desteği verememesi şikâyet konusu olmaya devam ediyor.
Trabzonspor tribünlerindeki bu yetersizliğin temel gerekçesi olarak şehirde rakip taraftar bulunmaması gösteriliyor. İstanbul takımlarının taraftar yapısındaki güçlü organizasyon ve sahaya yansıyan etki, aynı kentte yaşayan rakip taraftarların birbirine karşı oluşturduğu antitezden besleniyor. Çözümün ise şehre rakip taraftar girişini engellemek değil, bünyeye kontrollü aşı yapmak olduğu belirtiliyor; bünyeye zayıf mikrop girdiğinde vücudun antikor üretmesi benzetmesiyle deplasman seyircisinin varlığının Trabzon tribünlerini harekete geçireceği ifade ediliyor.

