Trabzonspor’un sezon başında kadrosuna kattığı Aral Şimşir, bordo-mavili takımı tercih etmesinde kulübün tarihinin, büyüklüğünün ve yıllardır kendisine gösterilen ilginin etkili olduğunu söyledi. Danimarka Süper Ligi’nde futbolcuların oylarıyla 2025-2026 sezonunun “Yılın Futbolcusu” seçilen Şimşir, kariyerini, sahadaki yaklaşımını ve özel hayatına ilişkin merak edilenleri anlattı.
Futbola Başlangıcı Ve Kariyerindeki Dönüm Noktaları
Futbola 9-10 yaşlarında başladığını belirten Şimşir, daha küçük yaşlarda bu isteğini babasına ilettiğini, ancak babasının önce derslerine odaklanmasını istediğini söyledi. Futbola duyduğu ilgiyi görünce izin veren babasının daha sonra en büyük destekçisi olduğunu aktaran genç oyuncu, başlangıçta mahallede kendisinden büyüklerle, ardından okulda futbol oynadığını anlattı. Sınıf arkadaşının kulüpte antrenör olan babasının okul bahçesinde kendisini izleyip takıma davet etmesiyle futbol hayatına adım attı. O dönem farklı mevkilerde oynadığını, futbol oynadıkça bu sporu daha çok sevdiğini ifade etti.
Danimarka’da aldığı yılın futbolcusu ödülünün kendisi için özel bir anlam taşıdığını kaydeden Şimşir, daha önce ciddi sakatlıklar yaşadığını ve düzenli forma giyemediğini söyledi. Sezonu sakatlanmadan tamamlamanın önceliği olduğunu belirten futbolcu, sakatlığının tamamen düzelmesi ve iyi performans göstermesinin ardından ödülü beklemediğini, seçildiğini öğrendiğinde şaşırdığını dile getirdi. Bu gelişmenin kendisini hem mutlu ettiğini hem de motive ettiğini aktardı.
Trabzonspor U19 takımıyla oynadığı maçların ardından yaşananları kariyerinin dönüm noktalarından biri olarak nitelendiren Şimşir, o karşılaşmalardan sonra Tolunay Kafkas’ın kendisini U21 Milli Takımı için aradığını söyledi. Bu süreçte ilk kez Ay-Yıldızlı formayı giydiğini, gelişmelerin sonunda Trabzonspor’a transfer olduğunu belirtti.
Bordo-mavili kulübün kendisiyle 4-5 yıldır ilgilendiğini ve her transfer döneminde iletişim kurduğunu anlatan Şimşir, Trabzonspor’un köklü geçmişi ile kendisine duyulan isteğin kararını kolaylaştırdığını ifade etti. Kulübü tercih etmenin kendisi için zor olmadığını kaydeden futbolcu, transfer sürecinde bu unsurların belirleyici olduğunu vurguladı.
Sahadaki Oyunu Ve Trabzonspor Atmosferi
Kendi oyun tarzını değerlendirirken dripling yapmayı, asist üretmeyi, gol atmayı ve pozisyon hazırlamayı sevdiğini belirten Şimşir, sahadayken fazla kaygılanmadığını söyledi. Maç ve antrenmanlarda kazanmayı, takımına katkı sağlamayı ve yaptığı işten keyif almayı önemsediğini aktardı. Örnek aldığı futbolcular Messi ve Hazard hakkında ise onlara benzemeye çalışmak yerine oyunlarından bir şeyler öğrenmeye gayret ettiğini dile getirdi; iki futbolcunun görüntülerini izleyerek geliştirebileceği yönlere baktığını söyledi.
Danimarka ve Norveç liglerinin birbirine çok benzemediğini ifade eden Şimşir, Danimarka Ligi’nin disiplinli yapısına, savunma bilincine ve geçiş hücumlarına kolay fırsat vermemesine dikkat çekti. Norveç Ligi’nin de benzer özellikleri bulunduğunu ancak Danimarka seviyesinde olmadığını kaydetti. Türkiye Ligi’ni ise tempo ve kadrolardaki dünya yıldızları bakımından iki ligden daha zor olarak değerlendirdi.
Papara Park’taki atmosferin kendisini olağanüstü motive ettiğini söyleyen Şimşir, daha önce böyle bir ortam görmediğini ve hissetmediğini belirtti. Danimarka’da 10-12 bin kişi önünde oynarken Trabzon’da 40 bin kişinin karşısına çıktığını aktaran futbolcu, bütün maçların bu statta oynanmasını istediğini ifade etti.
Midtjylland’dan takım arkadaşı Franculino Dju’nun Trabzonspor’a transfer olmasının kendisini mutlu ettiğini de söyleyen Şimşir, onu hem iyi bir insan hem de başarılı bir futbolcu olarak tanımladı. Trabzonspor’daki yeni ortamına alışırken Dju’nun varlığının işini kolaylaştırdığını belirten genç oyuncu, birlikte ellerinden gelenin en iyisini yapmayı umduğunu dile getirdi.
Şimşir, en çok sevindiği maçlar arasında milli takımla çıktığı ilk karşılaşmayı ve 2024’teki şampiyonluk maçını saydı. En güzel golü olarak ise iki sezon önce Viborg’a karşı derbide attığı golü gösterdi. Kritik bir anda birkaç rakibini geçerek uzak köşeye gönderdiği topun bu seçiminde etkili olduğunu anlattı.
Futbol Dışındaki Yaşamı Ve Çalışma Anlayışı
Zor dönemlerde önce Allah’a sığındığını, ardından ailesine başvurduğunu belirten Şimşir, işler yolunda gitmediğinde dua ettiğini ve annesiyle babasının desteğinin kendisini motive ettiğini söyledi. Sahada sertliğin futbolun bir parçası olduğunu, ancak kasıtlı hareketlerin ve saygısızlığın kendisini rahatsız ettiğini ifade etti. Rakiplerin küfür etmesine de tepki gösteren futbolcu, sporcuların bu şekilde davranmaması gerektiğini kaydetti.
“Yetenekli ama daha fazla çalışmalı” yönündeki eleştiriye katılmadığını belirten Şimşir, sadece yetenekle bu seviyeye gelinemeyeceğini söyledi. Futbol için her zaman çok çalıştığını ve kendisini geliştirmeye odaklandığını ifade eden genç oyuncu, maç öncesinde özel bir totemi olmadığını, yalnızca dua ettiğini aktardı.
Futbolcu olmasaydı öğretmenliği düşünebileceğini ancak bundan emin olmadığını söyleyen Şimşir, futbolu çok sevdiğini ve futbolcu olduğu için mutlu olduğunu dile getirdi. Boş zamanlarında genellikle oyun oynadığını veya film izlediğini, futbol dışında özel bir hobisinin bulunmadığını belirtti. Saha dışında daha sakin olduğunu, sahadayken ise düşüncelerinden ve sorunlarından uzaklaştığını; maç ya da antrenman sona erince gündelik hayatın yeniden aklına geldiğini anlattı.
Tüm zamanların en iyi 11’i için Buffon’u kaleye; Dani Alves, Sergio Ramos, Virgil van Dijk ve Marcelo’yu savunmaya yazan Şimşir, orta sahada Xavi, Iniesta ve Mesut Özil’i tercih etti. Hücum hattını ise Lionel Messi, Luis Suarez ve Cristiano Ronaldo’dan oluşturdu.

