Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nin organize ettiği Trabzon Gastronomi Festivali kapsamında ünlü şef ve sosyal girişimci Ebru Baybara, vatandaşlarla bir araya geldi. Festivalde önce bir workshop düzenleyerek katılımcılara pratik bilgiler sundu, ardından yaptığı söyleşide kişisel ve mesleki yolculuğunu detaylı bir şekilde anlattı.
Workshop ve Söyleşi Workshop sırasında Baybara, katılımcılara yerel malzemelerle yaratıcı tarifler hazırlama tekniklerini gösterdi. Söyleşi kısmında ise yaşam öyküsünü, 1998 yılında evliliği ve 1999’da yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle işsiz kalışını, bu dönemde Mardin'e yönelme kararını paylaştı. İstanbul’da büyüdüğünü, babasının çocukların eğitimine olan ilgisiyle ailesini İstanbul’a getirdiğini ve sekiz yaşında dayısının vefatı nedeniyle Mardin’e yaptığı ilk ziyareti hatırlattı. Bu anı, ileride eşiyle birlikte Mardin’e taşınma kararını etkiledi.
Mardin’e Yolculuk ve Zorluklar Mardin’e taşınma kararı, ailesi tarafından başlangıçta olumsuz karşılandı. Baybara, ailesinin kararından vazgeçirmeye çalıştığını, ancak eşiyle birlikte bu kararı uyguladığını belirtti. Yeni şehirde turizm alanında çalışmayı hayal ettiğini söyleyen Baybara, İstanbul’da yetişmiş olmanın ve kadınların toplumsal konumuna dair farklı bakış açılarının zaman zaman çevresiyle sorunlar yarattığını ifade etti. İlk yıllarda toplumsal baskılarla karşılaştığını, internetin henüz yaygın olmadığı dönemde bir internet kafede saatlerce çalıştığını ve eve döndüğünde ailesinin merakla beklediğini anlattı.
Oğlunun Hastalığı ve Gıda Araştırmaları Söyleşide hayatının en kritik dönüm noktalarından birinin oğlunun hastalığı olduğunu vurgulayan Baybara, çocuğunun yürüyüşündeki farklılığın ilk başta ciddi bir sorun olduğunu düşünmediğini söyledi. İlk muayenede kalçada açı problemi tespit edildi, doktor altı ay beklemeyi önerdi. Ancak yürüyüşteki fark artınca, annesinin uyarısıyla İstanbul'daki bir hastanenin çocuk nörolojisi bölümüne yönlendirildi. MR incelemesi sonucunda beynin sol tarafında tümör bulunduğu ortaya çıktı ve bu durum Baybara’nın hayatını kökten değiştirdi. 2012 yılına kadar süren bu süreç, onu beslenme ve gıda üretimi üzerine düşünmeye itti. Doktoruyla yaptığı görüşmeler sonrasında tarım uygulamalarını araştırmaya başladı, sağlıklı beslenmenin sadece tüketilen gıdayla değil, üretim koşullarıyla da ilişkili olduğunu fark etti. Tarımda kullanılan kimyasallar, toprak yapısı ve üretim yöntemleri üzerine yoğunlaşarak Anadolu’nun tarımsal mirasını koruma ihtiyacını vurguladı. Geleneksel tohum çeşitliliğinin azalması ve modern tarım politikalarının etkileri hakkında uyarılarda bulundu. Baybara, gastronominin sadece yemek yapmaktan ibaret olmadığını, yerel ürünlerin, geleneksel tarım bilgisinin ve kültürel mirasın korunmasının da önemli olduğunu belirtti. Son olarak, mutfak kültürünün sürdürülebilir olması için gıdanın üretiminden tüketimine kadar geçen sürecin doğru anlaşılması gerektiğini ifade etti.
Trabzon’da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Baybara, “Trabzon Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği bu festivalde Trabzon’da olmaktan dolayı çok mutlu oldum. Ben Trabzon’u her yönüyle çok seviyorum” şeklinde sözler sarf etti.

