Trabzon'da Özgür Aksa Trabzon Platformu mensupları, Gazze'ye destek vermek amacıyla İskenderpaşa Camii önünde toplandı. Meydan Parkı'nda bir araya gelen gruptakiler, attıkları sloganlar eşliğinde Uzunsokak Caddesi'ne kadar yürüdü. Yürüyüşün tamamlanmasının ardından platform temsilcileri tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi.

Yapılan konuşmada 7 Ekim tarihinin insanlık vicdanına kazındığı ifade edilerek, üç yıldır Gazze'de annelerin çocuklarını toprağa verdiği ve dünyanın bu duruma seyirci kaldığı dile getirildi. Bir yıl önce gündeme getirilen ateşkes ifadeleri eleştirilerek, yardım tırlarının bekletildiği ve çocukların gıdasız bırakıldığı sürecin bir ateşkes değil, yaşananları gizleme planı olduğu savunuldu.

Kayıpların Sayısı 100 Bini Aştı

Gazze'de yaşamını yitirenlerin ve kayıpların toplam sayısının 100 bin sınırını geçtiği aktarıldı. Bu süreçte hayatını kaybedenlerin 20 binden fazlasının çocuk olduğu, aralarında çok sayıda anne, doktor, hemşire, gazeteci ve yardım görevlisinin yer aldığı bildirildi. Yaşanan kayıpların sadece istatistiki verilerden ibaret olmadığı, yarım kalan yaşamları temsil ettiği kaydedildi.

Tarihi sürece de değinilen açıklamada, Filistin'in Türkiye için uzak bir coğrafya olmadığı belirtildi. Tolunoğulları, İhşidiler ve Selçukluların ardından 1516 yılında Yavuz Sultan Selim'in Kudüs'e girişiyle bölgede 4 yüzyıl süren bir huzur dönemi yaşandığı, bugünkü surların Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edildiği hatırlatıldı. Hz. Ömer'in şehri devralırken mabetlere dokunmadığı, farklı din mensuplarının geçmişte bir arada ibadet edebildiği ifade edildi.

Savaş Ahlakı Ve Katliam Eleştirisi

Tarihte Kudüs'e kanı ilk getirenlerin 1099'da Haçlılar olduğu, Selahaddin Eyyubi'nin ise kenti geri aldığında sivillere zarar vermediği dile getirildi. 1492'de İspanya'daki Engizisyon'dan kaçan Yahudilere kapılarını açan Osmanlı Sultanı II. Bayezid ve Türk milleti örnek verilerek, bugün siyonist yönetimin çocuk, kadın, ağaç ve mabet gözetmeden saldırılar düzenlediği vurgulandı. Hz. Ebubekir'in savaşa giden orduya verdiği emirlerin bugün Gazze'de ihlal edildiği aktarıldı.

İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki uluslararası sözleşmelerin ve mahkeme kararlarının yok sayıldığı belirtildi. Kentlerin tamamen yok edilmesi için "şehir kırımı", mahallelerin silinmesi için "yurt kırımı", okulların hedef alınması için "eğitim kırımı" ve doğanın tahrip edilmesi için "doğa kırımı" kavramlarının kullanıldığına dikkat çekildi. Batı dünyasının hukuk anlayışı eleştirilerek, İsrail ile ticaret yapan ve silah sağlayan kesimlerin duruma ortak olduğu ifade edildi.

Çanakkale Vurgusu Ve Somut Adım Çağrısı

Filistin konusunun bir dış politika meselesi değil, bir vefa borcu olduğu kaydedildi. Çanakkale Cephesi'nde ve 1917 Gazze savunmasında Kudüslü ve Gazzeli askerlerin Mehmetçik ile yan yana savaştığı, Mustafa Kemal Paşa'nın Filistin cephesinde 7. Ordu Komutanı olarak görev yaptığı hatırlatıldı. Bölgeden çekilmesinin ardından Filistin'de uzun süreli sorunların başladığı aktarıldı.

Süreçte bireylere, kurumlara ve devlete düşen görevler olduğu ifade edildi. Bireysel olarak durumun unutulmaması ve boykot uygulanması gerektiği, sivil toplum kuruluşları ve baroların yaşananları uluslararası yargıya taşıması gerektiği belirtildi. Devlet kademesinde ise ticari, askeri ve diplomatik ilişkilerin kesilmesi, katliama katılanların yargılanması ve başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti'nin tanınması istendi. Konuşma, Gazze halkının direndiği ve vicdan sahibi toplumların ayağa kalktığı belirtilerek tamamlandı.